31 Ağustos 2014 Pazar

Sümüklü Böcek Gezegeni (Bölüm 3)


Epeydir yürüyordum, epeydir diyorum çünkü burada zaman kavramı olmadığı için "sabahtan beri", "saatlerdir" ve ya "3 saattir" gibi şeyler söyleyemiyorum. neyse ya yürüyordum işte...

nihayet iki baykuşa rastladım bunlar diğerlerine benzemiyorlardı.
pembe tonlarında kız baykuşlardı ve bunların öyle korkmuş, tedirgin bir halleri de yoktu.
Gayet hallerinden memnun görünüyorlardı 


Daha da ilginç olan şuydu ki, 
sümüklü böcekleri ilk defa dallarında değil yerde görüyordum.
Demek ki onlarda hareket ediyordu, hatta baykuşlarla konuşuyorlardı.
Garip, ne konuşuyor olabilirlerdi ki... 
sonuçta baykuşlar ve sümüklü böcekler:)))
ne konuşabilirler modadan, magazinden konuşup dedikodu mu yapıyorlardı acaba...

düşünsenize 
"Ay falanca sanatçının giydiği kıyafeti gördün mü? ne rüküş"
"Aaa o da birşey mi? filanca manken kiminleymiş biliyor musun?
gibi bir muhabbet...

bu düşünce bana birden öyle komik geldi ki gülmeye başladım. 

Biraz da sinirden ve gerginlikten olacak katıla katıla gülüyordum.
gülmekten yerlere yattım adeta:))

gülme krizim bir türlü son bulmuyordu, kendime inanamıyordum.
bir içinde bulunduğum durumu birde baykuşların sümüklü böceklerle "modadan" "magazinden" konuştuklarını ve dedikodu yaptıklarını düşündükçe gülmem daha da şiddetleniyordu.



Hayatım boyunca hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum 
ve bir daha da böyle gülebileceğimi sanmıyorum. 
(Ne yalan söyleyim bu gülme bana iyi gelmişti bütün sinirim gitmiş rahatlamıştım)

Nihayet gülmekten bitap düşüp biraz kendime gelince bu iki baykuşun
dedikoduyu! bırakıp bana baktıklarını ve seslendiklerini gördüm.

-Hey kimsin sen...
..................
şok... şok... şok...
ağlasam mı?
gülsem mi?
bilemedim şimdi...

28 Ağustos 2014 Perşembe

Sümüklü Böcek Gezegeni (Bölüm 2)

Ertesi gün uyandığımda yeşil baykuşlar yerlerinde yoklardı, gitmişlerdi.
her yer sümüklü böceklerle doluydu. 
Otların ince dallarına yapışmış duruyorlardı, 
galiba evleri orasıydı





Etrafı biraz gezip tanımak istedim ne de olsa belki de 
ömrümün sonuna kadar burada kalacaktım.
Neeee!!! bu düşünce birden beni dehşete düşürdü.
Gerçekten ömrümün sonuna kadar burada kalabilir miydim?
Sahi nasıl kurtulacaktım buradan eve dönebilecek miydim acaba?

Aaaa... oda ne sanki bir uzay gemisine benziyor hatta çok komik bir görüntüsü var.



                                                         Ne ilginç bitkiler varmış burada. 


Dikkatimi toplamalıyım bir an önce burayı gezip incelemeliyim. 
Mutlaka işime yarayacak bir şeyler vardır herhalde.
Şunlara bak salkım saçak dallar, garip şekilli ağaçlar... 




Bunlar da buranın çiçekleri olmalı görünüşü fena değil ama her yeri dikenli...



Bu kabak olabilir mi acaba? Yok daha neler istersen balkabağı olsun arabaya...hatta bu seferlik uzay gemisine dönüşsün dünyaya dönersin. 
Dünya?  


Bak bu güzelmiş işte biz dünyalılar böyle çiçekleri severiz. 
Neee dünya mı? dünyalılar mı? ben dünyalı isem neden dünyada değilim burası neresi!!!
 Haydaaa.... yine başa döndük!


Tamam tamam panik yok... panik yok...
bugün (bugün mü? bugün diye bir şey var mı? uyudum uyandım diye başka bir güne mi geçtim güneş batmadı ki... Allahım sen aklıma mukayet ol... Zaman zaman değil mekan mekan değil hatta dünya dünya değil bambaşka bir şey... neyse pozitif düşünelim) hiç yeşil baykuşa rastlamadım, başka baykuşlar da var mı acaba, hatta başka renkli baykuşlar dünyada baykuşlar yeşil olmazlar ki... 
bırak şimdi dünyayı göreve odaklan... göreve odaklan...

Acilen yiyecek bulmalıyım...karnım zil çalıyor...
Yeşil bitki bulabilirsem belki karnımı doyurabilirim.
Buralarda hiç yeşil bir bitki yok, en yeşilleri işte bunlar, hiç de yenilesi durmuyorlar.


Bu biraz bezelye ya da fasülye gibi bir şeye benziyor. 
biraz daha dolaşayım belki daha güzel bir şey bulabilirim.


İşte bir bitki daha,
 ağzını açmış sanki o beni yiyecekmiş gibi duruyor.


Buradan ufak ufak uzaklaşsam iyi olur. Bu bitkiler ya da her neyse hiç bana göre değil.
Neme lazım... Ne demiş atalarımız bilinmedik aş ya karın ağrıtır ya da baş. 
Sahi başım ağrırsa ne olacak ya da hasta olursam? 
Hah... sanki karnını doyurdun, her şeyi hallettin hasta olunca ne olacağı düşünmek kaldı.

Pardon ama, bu sürekli benimle konuşup her şeye maydanoz olan kimki... özbenliğim mi? yoksa melek ya da şeytan mı (filimlerde öyle olur ya)...

Of ya ne çok sorunum varmış çıldırıcam....

26 Ağustos 2014 Salı

Sümüklü Böcek Gezegeni (Bölüm 1)

Dün gece bir rüya gördüm, çok ilginçti "hayırdır İnşaallah" 
Rüyamda uzayın derinliklerinde başka bir gezegendeymişim.
Gezegenin adı 

Sümüklü böcek gezegeniymiş 

Burası nasıl bir gezegenmiş biraz dünyaya da benziyor sanki diye düşünürken bir baykuş gördüm.


Aaaa... favorili baykuş hiç görmemiştim yanaklarında favorileri vardı.
Tanışmak için yanına gittim, seslendim ama beni duymadı, tedirgin bir hali vardı.
Sonra arkasında bir kız baykuş belirdi, bu baykuşların rengi aynıydı bizim bildiğimiz askeri yeşil.

-Hey merhaba...
ses yok
- beni duyuyor musunuz heyooo...
yine ses yok, tepki yok.
Elimi kolumu salladım bir sürü şey söyledim ama nafile.
Beni ne görüyorlardı ne de duyuyorlardı. 

Bir taşın üzerine oturup izlemeye başladım.


Tam da burası niye sümüklü böcek gezegeniymiş etrafta hiç de sümüklü böcek falan yok...
diye düşünürken başka bir baykuşun sesini duyup kafamı çevirdiğimde 
meşhur sümüklü böcekleri de gördüm.


Ağaç dallarına yapışmışlar, baykuşların aksine öylece hareketsiz duruyorlardı, çok ilginçti
derken bir diğer baykuş, bir kız baykuş daha...



Hepsi öncekilerin yanına geliyor, gittikçe kalabalıklaşıyorlardı.
Telaşlı telaşlı konuşup, korkmuş gözlerle etrafı inceliyorlardı.



Bir taraftan baykuşların keyfini kimin yada neyin kaçırdığını merak ederken 
bir yanda da sümüklü böcekleri inceliyordum, ne ilginçti dünyada hiç böyle çok böceği bir arada 
görmemiştim. Dünyaya dönünce mutlaka herkese anlatmalıydım.  


Sonra tekrar dağıldılar, tekrar toplandılar.
Oradan oraya koşuşturup sanki bir tabur askermişler gibi 
mevzilere saklandılar, kulelere çıkıp gözetleme yaptılar, grup grup toplanıp
durum değerlendirmesi yaptılar. 











Koşuşturmaca epey sürdü. Nasıl olsa akşam olunca yorulurlar sakinleşirler dedim ama 
burada güneş batmıyor gece olmuyordu.
Baykuşlar en sonunda hepsi bir yere toplanıp tekrar konuştular ve uyudular.
.Onlar uyuyunca bu seferde dallara yapışmış olan sümüklü böcekler hareketlenmeye başladı.
Hay Allah nasıl bir yerdi burası böyle...
Ben ne yapacaktım burada, nasıl kurtulacaktım.
Derken ben de uyuyakaldım... 




24 Ağustos 2014 Pazar

İsyankar Fareler

Bahçemizde bir odunluk var, dün önünden geçerken bazı sesler duydum, 
merak ettim küçük camından içeriyi görmeye çalıştım karanlık olduğu için hemen göremedim sonra dikkatli bakınca odunların arasında kahverengi bir farenin bağırarak garip hareketler yaptığını gördüm.

örgü fare

Sonra bir fare topluluğu ona cevap mahiyetinde hep bir ağızdan bağırıyordu,
gözlerime inanamadım.

amigurumi mauses

İzlemeye devam ettim, şimdi de kürsüye! mavi bir fare çıktı.

örgü fare

 O da çoşkun bir konuşma yaptı.
Topluluk aynı şekilde tezahurat yaptı.
sonra ikisi birden uzun uzun konuştu...

tığ işi fareler

Topluluk da coştukça coştu...

crochet amigurumi

Sonra dağıldılar, her biri odunların arasında kayboldu.
öylece kalakaldım. şaşkınlıktan neredeyse küçük dilimi yutuyordum
Tabi ki ne dediklerini anlamadım ama 
bir şeyler yapmak için karar aldıklarını tahmin ettim.

O nedenle bugün sabahtan beri etrafı gözlüyordum ses seda çıkmadı.
Birden daha önce bodrumdaki kiler penceresinden girdiklerini hatırladım.
Etrafı kolaçan etmek için aşağıya indiğimde 
resmen bir istila ile karşı karşıya olduğumuzu anladım.  

sık iğne amigurumi

amiguruim

Fareler


sevimli fare

örgü fare

Bütün fareler topluca eve giriyorlardı.
Eve girdiler ve dört bir yana öyle hızlı dağıldılar ki onları görmekte zorlandım.
Birkaç saniye içinde hepsi gözden kayboldu.
Şimdi sadece odunlukta ya da kilerde değil evin her yerindeler.

Bu kadar çok sevimli fare ile nasıl baş edeceğiz bilmiyorum!!!!!











22 Ağustos 2014 Cuma

Bahçe

Örgü işlerine daldım uzun zamandır bahçeden bahsedemedim size.

balkabağı

Son gittiğimizde balkabaklarından çok azı büyümüştü bazıları ise daha çiçekti sanırım olmayacaklar. 

pumpkin

En çalışkan sebze unvanını karpuz aldı hem büyümüş hem de tatlanmıştı. 
Adana karpuzları yanında çok minik kalsa da olsun, küçük olsun bizim olsun dedik ve yedik.

watermelon

karpuz

Tadı gayet güzeldi.

watermelon

Sakız kabakları geçen ayın en çalışkan sebzesi olarak 
bizi ziyadesiyle memnun etti, hala da çalışmaya devam ediyor. 
Aşağıdaki arkadaşı büyüsün tohum olsun diye kendi haline bıraktık.

squash

sakız kabağı

Bu kabakların ise ne olacağına ise sonra karar vereceğiz.

domates

Domates(ler) gayet şık ve dekoratif duruyor değil mi?:)))
O bizim tek dal domatesimiz, gözümüz gibi bakıyoruz...

tomato

Tek dal biberimizin bu hafta kalemi kırıldı 
hepsini törenle topladık aşağıda hasadı göreceksiniz.

pepper

Kavunların keyfi gayet yerindeydi, ben eşime çok ısrar ettim bi tane keselim diye 
ama o kıyamadı kavuncuklarına  bir hafta daha mühlet verdi.

melon

Aşağıda ise eve gelen hasadı görüyorsunuz; 
                                   
                                      Tarifi yemek bloglarından beklenen yemeğin malzemeleri:

                                         1. Yarım karpuz
                                         2. kuru soğan (kuru soğancıklar), 
                                         3. Bir tutam maydanozlar
                                         4. üç-beş sivri biberler

watermelon

onion

mayozdan


Buradan çok kıymetli yemek bloglarına sesleniyorum bu malzemelerle nasıl bir yemek yapabiliriz.
lütfen yardımcı olun, bir tarif gönderin de bloğum şenlensin, yoksa nerede kaldı blog kardeşliği...